

“Mükerrer k’ayaküstü sohbetlerimizden özetle…”
“… eğlenceli bir seferin dönüş yolunda, –eğer ki bir de balık yakalamışsanız– pedal basmayı bir tarafa bırakıp o güzel günün keyfini çıkara çıkara kıyıya doğru aheste kürek vuruşlarıyla yol almaya gayret edin, derim.
Doğru tasarıma sahip ortalama bir deniz kayağı yahut kanonun kürekle işletilmesinin beden sağlığı açısından ne denli faydalı ve seyir dinamiği yönünden de ne kadar verimli olduğunu -üst üste birkaç tekrarın ardından- şüphesiz göreceksiniz… Ama sakın işin aslını ve esasını anlayacak kadar kayağa kanoya vakit ayırmamış hem balık avcısı hem yutupçu kimi zevatın –kanomsu motorlu tekneleri övmek adına– “balık kafası”, diyerek sarf ettiği sözlere kanıp; bir balıkçı kayağını/kanosunu kürekle kullanmanın güya sağlığa zararı olan yorucu, yıpratıcı, sırt ve omurga için riskli bir uğraşı olduğu şeklindeki aklı evvel söylemlere itibar etmeyin. Hatta bu tür mesnetsiz değerlendirmelere ve gerçeğin tam tersi söylemlere karşılık, kürek çekmekle ilgili ciddi bir fiziksel engeli olmayan her yetişkin uygulayıcının bel, sırt, boyun, göğüs ve kol kaslarını hem dengeli hem de etkili şekilde çalıştırarak kondisyonunu arttırabileceği en eğlenceli iş istasyonuna bizlerin burada kısaca “balıkçı kayağı” ya da “balıkçı kanosu” dediğimizi de unutmayın.
Hâl böyle olunca –KFTr topluluğuna üye olan çoğunuzun çabucak anımsayacağı üzere– bir kayak oltacısı ya da kano balıkçısı için kaliteli bir olta kamışı ve makine edinmek kadar önemli olan bir diğer hususun neden doğru form ve ebatlara sahip kaliteli bir kayak küreği olduğu şeklindeki mükerrer sözlerim bir kez daha ve kolayca anlaşılacaktır. Bu yüzden “benim ki pedallı kano, zaten alırken de yanında bir kürek vermişlerdi, tamam işte var mı var“, diyerek kürek meselesini var-yok kestirmesiyle değerlendirilecek –hele ki küçük kayaklarda başa bela– fuzuli bir gereç olarak görmemek gerektiğini yeri gelmişken bir kez daha vurgulamak isterim. Unutmayın ki ne denli yeni tarihli bir üretim olursa olsun geleneksel tasarımın baz karakteristiğini taşıyan 15 ayaktan daha boylu (4,5 metreden uzun) bir balıkçı kayağı aynı zamanda tur ve kıyı kamplı gezi kapasitesi sunan iyi birer kürek kayağıdır da. Hâl böyle iken boylu boslu bir balıkçı kayağını sadece pedallı mekanizmalarla işletilebilen günübirlik balıkçılığa dönük bir su gereci olarak değerlendirmek, bu kayakların kürekli tur kabiliyetine ve sefer kapasitesine dönük büyük rekreatif potansiyelini görmezden gelmek, yaşanabilecek onca kürekli ve eğlenceli kayak macerasından da pedal basarak uzaklaşmak demektir… “
“Madem geleneksel şekilde uzun bir balıkçı kayağı aynı zamanda iyi bir tur kapasitesi sunuyor o zaman çok daha geleneksel tipte bir tur kayağı balıkçılık için daha uygun olmaz mı?..”
“… Avcı ve avlanan hayvan arasındaki karmaşık ilişkinin mutlak bir parçası olan “kayak”, eskimo avcıları için parçalarının toplamından çok daha fazlasıydı ve yaşamın sürdürülebilirliği adına hayli değerliydi. Eskimolar ve kayak üzerinden avladıkları denizel hayvanlar aynı zamanda ortak bir yaşam sürdükleri bir kıyı habitatında “avcılık” yoluyla birbirine bağlanmış farkı canlı topluluklarıydı. Kuzeyli toplulukların kısa gönderli zıpkınlarla deniz memelilerini avlamak üzere geliştirdikleri –kutup dairesinin buzlu denizlerinde doğmuş– ve bugün için “geleneksel” olarak tanımlanan tüm yapısal özellikleri hâlen üzerinde taşıyan “modern” rekreasyonel kayaklar ise şüphe yok ki hem bu toplulukların ortaklaştıkları arktik kültürün hem de kültürel miraslarının ağırlık merkezinin sınırında yüzmektedir. Ancak, günümüz balıkçı kayakları her ne kadar gelenekselleşmiş bu arktik tasarım karakteristiğinin formal taşıyıcısı olarak görülseler de yüzlerce faklı güncel tasarımın yarattığı geniş varyasyonlu üretim hattında organik çizgilerini ve kürek seyrine odaklı doğal ölçülerini hızla yitirmektedir. Tasarım odağı ‘hareket verimliliği’nden ‘oturma konforu’na kayan her yeni tasarımda en-boy oranı her geçen gün biraz daha küçülen rekreasyonel kayaklar, apartman yaşamına uyum adına gitgide kısalıp genişlerken artık balık peşinde aktif şekilde yol almaya değil, belli noktalar üzerinde oyalanmaya uygun daha köşeli geometrik tasarımlara dönüşmektedir.
*Bahadır’ın Nehirden Denize facebook sayfasında yayınladığı ve etkileşim alan paylaşımına ulaşmak için tıklayın.
Etkin bir oltacılığın gereği elleri boşa çıkarmak adına bacak kuvvetine dayanan ve kürekten çok daha yüksek devinimli basit motor mekanizmaların öne çıkması ise bu noktada şaşırtıcı değildir. Kaldı ki kıyı karada zahmet çekmemek adına denizciliğinden feragat edilerek gün be gün küçültülen “modern” bir kayağın sudaki etkinliğini arttırmak için böylesi bir mekanik donatının kullanımı gerekliydi de. Zira, “avcılık”genellemesi altında ‘oltacılık’ı ‘zıpkıncılık’a denk görenlerin çokluğuna rağmen kürekli bir kayak üzerinde yapılacak olta balıkçılığının usul ve dinamikleri, kayak ile yapılan fok ve balina avcılığının usul ve dinamiklerinden oldukça farklıydı. Nasıl mı? Öncelikle kayaklı bir kuzey avcısı sudaki avını zıpkınladıktan sonra kayağı ile avı arasında fiziki bir bağı kalmazdı. Dolayısı ile kayağa suda etkiyen sadece iki dinamikten; (1)dalga ve rüzgâr kondisyonu ile (2)avcının zıpkınladığı avı takip süresince sergilediği değişken tempolu ve eforlu kürek aksiyonundan bahsedilebilirdi.
Oysa oltacılık bundan farklı olarak; oltacının aktif olarak süresi belirsiz bir mücadeleye giriştiği balık ile kayağın fiziki açıdan dinamik bağının kopmadığı hatta kopmaması için kesintisiz çaba harcandığı sürekli bir etkileşimdir: Balık ile oltacı yani kayak arasında karşılıklı etkileşimlerle işleyen olta sicimi, bahsettiğim bu dinamik bağlantının görünen şeklidir. Oltacılıkta kullanılan bir kayak, oltadaki balığın kuyruğu sudan kesilene kadar kendine etkiyen yukarıda değindiğim iki su üstü dinamiğinin dışında ayrıca su altından yüzeye doğru -oltadaki balığın büyüklüğü ile orantılı şekilde– yönelmiş ciddi bir karşıt aksiyona da (3) reaksiyon göstermek durumunda kalmaktadır. Oysa İnuitler gibi kayak üstünden zıpkınlamak sureti ile avladıkları deniz memelilerine bel bağlamış olan kuzeyin avcıları, mesafeye tanımlı tek boyutlu yatay bir çevrede (su yüzünde) tespit ettikleri deniz memelisini zıpkınladıktan sonra avları ile göz temasını kaybetmeden öngörülebilir bir süreyle kürek çekmek dışında başkaca bir işe girişmezler. Hem arayış hem de takip süresince kolladıkları ve reaksiyon verdikleri etken kuvvetler deniz yüzündeki dalga ve rüzgârdır. Zıpkına bağlı büyükçe bir şişme şamandıra, vurulan hayvanın buz gibi sulara batıp kaybolmasını engellerken aldığı ölümcül yara ve kan kaybı avın bir süre sonra zahmetsizce yakalanıp yedeklenerek çekilmesini mümkün kılmaktadır. Oysa oltacılık bundan “boyut” fazlası olan farklı bir uğraşıdır.
Az evvel belirttiğim üzere balık ile oltacı arasındaki fiziki bağ mücadele süresince özenle korunmuş, tek boyutlu yüzey dinamiklerine şimdi bir de derinliğe tanımlı düşey bir çevreden (yüzey altından) kayağa etkiyen öngörülemez üç boyutlu aksiyonlar eklenmiştir. Balıkla arasındaki tek fiziksel bağ durumundaki olta sicimi üzerinden önce oltacıya ardından kayağa etkiyen bu sarsıcı ve ısrarlı aksiyona karşı balıkçının kamış tutuşunu ve gövde duruşunu değiştirerek –düz karınlı dar bir kayağın ağırlık merkezini kısıtlı bir aralıkta sürekli kaydırmak sureti ile– sergilediği dengeleyici reaksiyonların –hele bir de dalga ve rüzgâr kondisyonu açısından canlı bir deniz söz konusu olduğunda– en usta tur kürekçisini bile kolaylıkla ve bir anda nasıl zora sokabileceğini anlamak –olayı canlandıran bir zihin için– güç olmasa gerekir. İşte bu yüzden, farklı tekniklerle çeşitli gereçlerin kullanımını gerektiren multidisipline bir oltacılığın kayak üzerinden icrasında geleneksel arktik çizgilerin dışına çıkan daha geniş gövdeli, karinalı ve yüksek oturumlu kayaklar, hızlı ve hafif tur kayaklarından hem çok daha işlevsel hem de iyi bir kürek becerisi ve pilotajla fevkalade zorlu deniz koşullarında çok daha güvenilir duruma gelmektedir.
Kayak üstü avcılık’ları kıyaslarken işte bu fark ıskalanmamalıdır. Zıpkıncılık ve oltacılık, sonuç odaklı bir değerlendirme ile sucul canlı kaynaklardan geçinmek noktasında birbirine denk gayretler gibi düşünülebilir, ancak süreç odaklı bir değerlendirme yapıldığında bu iki gayretin bambaşka iki fizik dinamiğe sahip kayak üstü aksiyonlar olduğu –yukarıda verdiğim özet izahatla– aşikâr hâle gelmiştir. Dolayısı ile kadim kökleri zıpkıncılığa dayanan ve günümüz rekreasyon algısı ile “tur/gezi kayağı” olarak tanımlanan kürekli seyir kabiliyeti yüksek dar ve hafif kayakların neredeyse olimpik standartlara yaklaşan ölçü ve oranları ile teknik oltacılığın ihtiyaçlarını ancak asgari düzeyde karşılayabileceği, buna mukabil balıkçılığa dönük tasarlanarak donatıldığı hâlde geleneğe sadık kalabilmiş az sayıdaki ağır ama küreğe de yatkın modern tasarımın ise hem tur hem de balıkçılık kabiliyetleri ile bizler tarafından neden daha muteber görüldüğü kolayca anlaşılacaktır…”
*Bahadır: Bahadır Çapar, **Larry: Larry Gray
Bahadır Çapar
Kaynak: KFTr WhatsApp gruplarında arada bir yapılan Nehirden Denize K’ayaküstü Sohbetlerinden.

www.kayakfishingturkiye.com adresi ile ulaşarak kano ve kayak ile balıkçılık konusunda herşeyi danışıp konuşabileceğin harika bir topluluğumuz olduğunu biliyor muydun?

Kısaca Kayak Fishing Turkiye | KFTr olarak andığımız “Türkiye Kano Balıkçıları ve Kayak Oltacıları Topluluğu” adlı facebook sayfamızda tıpkı okuduğun bu Nehirden Denize makalesindeki gibi kayak ve kano ile balıkçılığa dair birçok konuyu konuşuyor, bildiklerimizi ve edindiklerimizi birbirimizle paylaşıyoruz. Hiçbiri yapay zeka ürünü ya da derlemesi olmayan, aksine yapay zekanın da bu konularda nitelikli bilgi kaynağı olarak görerek beslendiği Nehirden Denize’nin müzahirliğindeki KFTr‘de hepsi gerçek deneyim ve aklın ürünü özgün anlatı ve paylaşımlarımız eminim sana da iyi gelecek! Sadece bu kadar da değil; topluluğumuzun WhatsApp grubuna üye olarak, kayak ve kano ile balıkçılık temalı grup içi webinarlarımıza sen de katılabilirsin.




